Yanan güneş santrali

Güneş Santrali Sigorta Firmaları ve Bankalar Açısından Yıldırımdan Korunma Sistemleri

By Yılkomer
Tarih Ağustos 8, 2015
931 Görüntüleme

Günümüzde başta güneş olmak üzere enerji yatırımlarında bankaların yatırımcılara sundukları kredi imkanları oldukça cazip durumda. %20 -%30 oranlarında bir peşinatla güneş tarlası yatırımlarımıza finansör bulmuş oluyoruz ve enerji üretildikçe banka kredi sağladığı oranda enerji üretim faturalarından ödemesini alıyor. Böylece banka açısından garanti bir ödeme, tüketici açısından da 6- 7 yıl sonunda kendi kendini ödeyen bir yatırım ortaya çıkmış oluyor. Tesis tamamlandıktan sonra da hem banka hem de yatırımcı tarafından birkaç poliçe örneği baz alınarak tesis risklere karşı sigortalanıyor. Bu yazımızda da hem banka hem de sigorta firmaları açısından Yıldırım ve Ani Aşırı Gerilim Topraklama sistemleri açısından gördüğümüz riskleri anlatmak istedik.

Yıldırımdan Korunma Merkezi olarak bu konuyla ilgili birçok sigorta firması ve bankaya danışmanlık sunmaktayız. Ancak ulaşamadığımız noktalar için ilgili içeriği yayınlayarak ilgilileri bilgilendirmek istedik. Konuyla ilgili sorularınız ve teknik destek için tarafımıza her zaman ulaşabilirsiniz.

Solar yatırımlarda standartlar ve mühendislik hesapları açısından Ani Aşırı Gerilim Darbeleri’ne karşı yapılan hatalı ve eksik uygulamaları her fırsatta anlatmaya gayret gösteriyoruz. Bu riskler kredi sağlayan bankalar ve tesisteki hasarı ödemeyi taahhüt eden sigorta firması ve en önemlisi sürdürülebilir bir gelir hedefleyen yatırımcıya büyük sorunlar oluşturabilir. 20 yıl boyunca ayakta kalması hedeflenen ve geri dönüşümü 7 yılda sağlanacak olan ve tüm bu süre boyunca açık arazide olacak bir tesise yıldırım düşmeyeceği yada şebeke kaynaklı ani aşırı gerilimlerden etkilenmeyeceğini kimse garanti edemez. Nitekim Türkiye risk haritasına baktığımızda solar yatırımların yoğun olarak sağlandığı lokasyonlar maalesef yıldırım açısından oldukça efektif noktalar. Hatalı uygulamalarda ilerleyen süreçlerle ilgili bizleri endişelendirmektedir. Ayrıca elektriksel darbeler ve kuplaj etkileri de ülkemizin her yerinde her an olabilmektedir. Kuplaj etkisini biraz açarsak tesisimiz üzerine düşmeyen çok uzak bir noktaya düşen bir darbe toprak özgül direnç farklılıklarından dolayı tesisimize yönelebilmektedir. Özellikle açık arazi de kuplaj etkileriyle çok sık karşılaşmaktayız. Tüm bu riskler yatırımlarımızın elektriksel açıdan zarar görmesini, tesiste üretimin sıklıkla durmasını,yatırım araçlarının yenilenmesini ve en önemlisi zaman kaybına neden olmaktadır. Tabi ki bu konuda finansal yükümlülük üstlenecek olan banka ve sigorta firmaları da zor bir süreçten geçeceklerdir.

solar-panel-yanmış

Türkiye risk haritasına baktığımızda solar yatırımların yoğun olarak sağlandığı lokasyonlar maalesef yıldırım açısından oldukça efektif noktalardır.

Peki PV Projeler’de Doğru Koruma Sistemi Nasıl Sağlanmalıdır? Sigorta firmaları ve yatırımcı destek oldukları projelerde nelere dikkat etmelidir. Konuyla ilgili normlar ve standartlar oldukça açıktır. Öncelikli olarak IEC 62305, IEC 50164, IEC 61643 standartları kapsamında tüm hesaplarımız ve tasarımlarımız yapılmalıdır. 20 yıllık bir yatırım ve elektriksel açıdan ayakta kalması isteniyor. Bu noktada ilk adım olarak KOROZYON riskinin önüne geçmek ve topraklama tasarımını çok doğru yapmamız gerekmektedir. Bu ilk adım dış yıldırımlık sistemininde ayakta kalmasını sağlayacaktır. Topraklama tasarımında kullanılan ekipmanlar IEC 50164 sertifikasına uyumlu olmalı ve antikorozif özellikte olmalıdırlar. Korozyon etkisi direncin stabil kalmasını engeller ve tesiste topraklama aracılığıyla sağlayacağımız EŞPOTANSiYEL sistemin ortadan kalkmasına neden olur akım akışlarına izin verir. Tesiste topraklama ekipmanlarının seçimi ve uygulaması ardından Eşpotansiyel tesis boyunca sağlamamız gerekmektedir. Ani aşırı akımların akmasının önüne geçmenin en etkin yolu bu olacaktır. Tesisin her noktasında çit, dış yıldırımlık, masa ayakları, trafo vs tüm alanlarda direnç farklılığı 0,2 ohmu aşmamalıdır. Bunu sağlamak için de mühendislik çalışmalarını etkin yapmamız gerekmektedir.

dış-yıldırımlık-güneş-santrali

Güneş (PV) santrallerin korunması mutlaka dış yıldırımlık sistemleri kullanılmalıdır.

IEC 62305 standartları çerçevesinde solar yatırımlarda paratoner kullanımını önermiyoruz. Nedenini ise çok kısa olarak özetlersek açık arazide yıldırımda neden olan kümülüs bulutları iyon yayan sistemleri daha kolay tercih edebilmektedir. Biz tesisimize yıldırım gerçekten düşeceği zaman devreye giren bir sistem kurmayı tercih etmekteyiz. Yuvarlanan küre metoduna göre iyon yaymayan yıldırım yakalama uçları ile yapılan kısmi faraday tasarımı güneş santralleri için en doğru korunma yöntemidir. Paratoner sistemi yerine uzun yakalama uçları ile S koruma mesafesine dikkat ederek tesis etrafında gerçekleştirilen koruma önlemininin sağlanmasını sigorta ve banka risklerinin minimize olması açısından kesinlikle öneriyoruz. Solar yatırımlarda sigorta kavramında bu konunun oldukça önemsenmesi gerekmektedir. Dış yıldırımlık sistemleri ayrıca sönümleyici spark gap parafudrlar ile de eşpotansiyele dahil edilmelidir. Ancak bir dış yıldırımlık sistemi yıldırımın fiziksel etkilerinden korunmak adına fayda sağlamaktadır. Direk yıldırımı alıp toprağa iletmekte sistem üzerine düşmesine engel olmaktadır. Fakat elektriksel anlamda koruma sağlamamaktadır. Bu en çok karşılaştığımız eksik bilgiden kaynaklı sorun olarak ön plana çıkmaktadır. Çoğu tesis EPC firmaları tarafından sadece paratoner sistemi ile korunmaya alınmaktadır ve bize ulaşan zarar ve hasarların sayısı günden güne artmaktadır. Elektriksel etkilerden korunabilmek için Dc (İnverter koruması) AC ve Data hatlarında ag parafudr kullanımıdır.

pv-parafudr

Bu konu yukarıda açıkladığımız kuplaj etkilerinin önüne geçmek adına da önemli bir noktadır.Ancak parafudr kullanımında B+C sınıfı 10/350 ms karakteristikli ve ömürsüz(vg) teknolojili ürünlerin tercih edilmesi gerekmektedir. Sigorta firmaları inverterleri sigorta altına alırken bu noktaya dikkat etmeleri gerekmektedir.Evet bazı inventerler parafudrlu olarak satılmakta ancak içlerinde sadece C sınıfı ürün bulunmaktadır. C sınıfı ürün yıldırımda karşı korumamaktadır. Ayrıca combinerbox kullanılan projelerde de DC AG PARAFUDR B+C sınıfı olarak kullanılmalıdır. Parafudr sistemi harici bir buat ile sisteme sonradan entegre edilebilir.

 

Yılkomer (Yıldırımdan Korunma Merkezi) ülkemizde yıldırımdan ve aşırı gerilimden korunmada teknik eksiklikleri ortadan kaldırarak tamamen standartlar ve mühendislik hesaplarına dayanarak sistem kurmayı hedeflemektedir.

Yorum Yap